Make your own free website on Tripod.com
FUKAHA-İ KİRAMIN NAKİLLERİNİN

HULASASI VE BA’ZI İZAHAT

 

         HÜKÜMLERİN EN AŞAĞI MERTEBESİ VERİLİR

 

         Fukahanın adeti; yukarıda beyan edildiği veçhile bir şeyin hükm-ü şer’isini beyan ederler iken en aşağı mertebesini beyan ederler. Mesela kıraetin vacib mikdarı dendi mi; en aşağı mikdarı ne ise yalnız onu söylemekle iktifa ederler. Yukarısı zaten onun içinde dahil olur. Eğer ondan sonra (yahut) kelimesiyle bir şey daha söyleyecek olurlarsa Ev (yahut) kelimesinin altındaki sözün üstündeki sözden muhakkak bir noksan yeri olacaktır. Ev (yahut) kelimesiyle onun noksanına işaret etmiş bulunacaktır. Bianenaleyh (mülteka) nın (Fatiha ve bir sure) denesiyle kıraetin vacib ve okunması şer’an matlub olan miktarı bundan ibaret olduğu taayyün etmişti. Bundan sonra bu vazifeyi tamamiyle görecek bir şey daha olamaz ama bu vazifeyi eksik olarak görebilecek bir şey daha olabilir. O zaman (yahut) kelimesiyle onun eksikliğine işaret ederek isterse onu da söyler, istemezse hiç de söylemez. Çünkü o matlub bir şey değildir. Yalnız şayet bir adamın başına gelecek olursa hükmü ne olacağını beyan etmekten ibarettir. Nitekim kitabların pek çoğunda kıraetin vacib mikdarı fatiha ve zammı sure, der geçer gider. Kimi de yahut kelimesiyle noksanına işaret ederek söyler. (Mülketa) de söylemiştir (Yuhut istediği sureden üç ayet okur) demiştir ve bu söziyle her ne kadar vacib ve   okunması şer’an matbul olan bu olmayıp tam sure okumak ise de lakin bu da en kısa bir sure kuvvetine haiz olduğundan bilfarz bir adem böyle okuyuverecek olursa vacibi terk etti denmez. Yalnız vazifesini gayr-i matlub şekilde ifa ettiği için kerahatten de kurtulamaz manasını ifade etmiş olur. (Damad) ın “Zira Aleyhisselavatü Vesselam Efendimiz hiç terk etmeksizin buna devam buyurmuştur” sözünden maksadı üç ayet olmayıp sure olduğuna aşağıdaki şu sözü de delalet etmektedir: (Damad) diyor ki (Münye) kitabında bir adam Fatihadan sonra bir ayet yahut iki ayet okursa kerahetten kurtulamaz. Eğer üç ayet okursa o zaman kerahatten kurtulur, ama yine de istihbab derecesine varamaz diyor (7).